Bel ağrılarıyla uyandığım günden herkese merhabalar =)

Bu yazıyı kıyafet düzenlemesini bitirdiğim 7.günden yazıyorum. Ben de bitmiş durumdayım…

Instagram’dan beni takip edenlerin haberdar olduğu üzere 1 haftadır Marie Kondo’nun KonMari Metodu ile evimi toplamaya başladım. 

Çok uzunca bir zamandan beri hygge, lagom, lykke, ikigai… vb. yaşam kültürleri ve buna uygun dekorasyon türleri ile ilgili okumalar ve araştırmalar yapıyorum.

Ruhunda bir istifçi ve maksimalist barındıran fakat içinde bir yerlerde de bu müsriflikten ve tüketim çılğınlığından bıkmışlığı olan biri olarak, bütün bu yaşam tarzlarının içinden kendime çok güzel kısımlar çımbızladım ve yavaş yavaş uyguluyorum.

Fakat esas büyük değişim için gerçekten sahip olduklarımdan kullanmadıklarıma artık veda etme vakti gelmişti. O nedenle Marie Kondo’nun “The Life-Changing Magic of Tidying Up” ve “Sparkle Joy” kitaplarında bahsettiği KonMari Metodunu sırasıyla uygulamaya başladım. 

KonMari Metodunun Temel Noktaları

  • Eşyaları odalara göre değil kategorilere göre topla ve kitapta belirtilen kategori sıralamasını takip et
  • Aynı kategoriden eşyalarını bir öbek haline getir ve tutacaklarını seç
  • Ayıklama işlemi bitmeden yerleştirme
  • Ev için ayırdığın kıyafetlerin sana mutluluk verdiğine emin ol
  • Her seferde 1 kategoriyi düzenle
  • Düzenleme işini ailenle değil yalnız olarak yap
  • Aynı tür eşyaları aynı yerde sakla

Kıyafet Düzenlememdeki Sayılar

(üstler, altlar, elbiseler, pijamalar, iç çamaşırlar, çoraplar, atkılar/şallar, çantalar, ayakkabılar)

  • 635 Kıyafetim Vardı 100% 100%
  • 496 Parça Kıyafetim Kaldı 74% 74%
  • 139 Parça Kıyafetimi Verdim 26% 26%

#1.Gün – Kıyafetler – Üstler

İşten gelir gelmez tüm üst kıyafetlerimi dolaptan, kapının arkasından, hurçlardan bulup çıkarıp yatağın üstüne bir öbek haline getirdim. Bu arada Marie Kondo düzenleme işine zaman ayrılması gerektiğini, ciddiye alınmasını ve parçalı parçalı değil bir seferde girişilmesi gerektiğine inanıyor ama uyamadığım bir konu oldu zira işler de beni bekliyor =)

Kıyafetlerin hepsini tek tek elime alıp banan mutluluk verip vermediğini düşündüm ve mutlu edenleri tutup, artık mutlu etmeyenlere teşekkür edip istifledim. 83 parça için bu işlem 2 saat sürdü.

9 kazak + 10 bluz + 20 t-shirt + 10 ev t-shirtünden oluşan 49 parçayı tutup dolaptaki rafta üst üste koymak yerine şifonyerdeki çekmeye dikine katlayarak koydum. Bu işlem de yaklaşık 1 saat sürdü. (3.gün 2 t-shirt daha buldum evin içinde sayı 51 oldu!)

16sı satılacak ve 18i verilecek 34 parçayı ise ayrıca poşetledim. Verilecekleri hemen yarın belediyenin kumbarasına koyacağım. Satılacakları ise daha sonra fotoğraflayıp internet sitesine yükleyeceğim.

Tatlı bir bel ağrım var ama ilk gün iyi gitti bence. Hemen altlara geçmek için can atıyorum. 

#2.Gün – Kıyafetler – Altlar ve #3.gün – Kıyafetler – Pijamalar

2.gün büyük bir hevesle işten gelir gelmez tüm alt kıyafetlerimi yatağın üstüne bir öbek haline getirdim. Fakat üstlerde olduğu gibi işler tıkır tıkır ilerlemedi. Marie Kondo kitabında bu konuyu; yüzümüze ve kalbimize yakın olan kıyafetlerde duygularımızın çok daha anlaşılır olmasına bağlıyor. Ben de buna ilaveten üst kıyafetlerin görünümümüzün ana belirleyicisi olup, altların tamamlayıcı olmasına bağladım.

Kolay olmadı fakat 45ini tutup, 16sını verileceklere ayırmayı başardım.

3.gün ise yine işten gelince piyamalarımı düzenledim. Oldukça kolay oldu çünkü sağlamları tuttum, eskileri ayırdım. 13 set kaldı 2 seti ayırdım.

Sonra tüm altları, pijamaları ve ev kıyafetlerimi dikine katlayıp yine çekmecelere koydum. Önceden dolapta üst üste durduklarından birini alırken diğerlerini bozuyordum ve alttakileri düzgün göremediğimden kullanmıyordum. Çekmecede ise her şeyi gördüğümden çok daha rahat tüm kıyafetlerime ulaşıp kullanabiliyorum.

#4.Gün – Kıyafetler – Elbiseler ve #5.gün – Kıyafetler – Askıdakiler

Yine iş çıkışı… Artık yavaştan yorulmaya başladım ama devam etmeliyim….

Askıdaki elbise ve eteklerimi düzenledim. Ayıklamak kolay oldu, nedenini bilmiyorum ama kolay seçtim. 22si kaldı 5ini ayırdım.

Sonraki gün misafirim vardı ama misafirim gider gitmez hoop işleme devam. Geri kalan tüm askıları yatağa öbek haline getirdim. Gömlekler, ceketler, paltolar… Kocaman bir dağ oldu ve gece gece gözüm çok korktu ama başlayınca gerçekten devamı geliyor. 48ini tutup 12sini vermeye karar verebildim.

#6.Gün – Kıyafetler – Çoraplar, Şallar, İç Çamaşırları ve Çantalar

Cumartesi sabahın köründe gözümü açtım ve ayıklama-toplama işlemine çoraplarla başladım. En sinirimin bozulduğu anlardan biri 150ye yakın çorabımın olduğunu farkettiğimde oldu. Bir süre sersemledim ama yine de yılmadım. Hepsini tek tek elime aldım, eskimiş mi küçük mü yırtık mı tek tek baktım ayıkladım ve sonra düzenledim.

Neredeyse yarım günüm çoraplarla heba olduktan sonra uzun süredir KonMari metodu ile istiflediğim şallarıma ve iç çamaşırlarıma geçtim. İşim oldukça kolaydı sadece eskiyen veya artık modası geçtiğinden kullanmadıklarımı eledim. 

Sonrasında ise çantalarıma baktım, o işlem de hızlı oldu. Yıpranmış ve eskimişleri hemen ayıkladım.

Bu aşamada bir detaydan bahsetmeliyim. Marie Kondo Japon felsefesinden geldiğinden evimize ve eşyalarımıza teşekkür etmemiz gerektiğini kitaplarında defalarca belirtiyor. Açıkçası bunu pek yapmamıştım. Fakat canları çıkana kadar büyük bir mutlulukla kullandığım Amsterdam Van Gogh müzesinden alınmış, üzerinde çok sevdiğim Van Gogh detayları taşıyan 2 çantamla vedalaşırken, onlara benimle geçirdikleri vakitte eşyalarımı güvende tuttukları ve desenleriyle bana hep mutluluk verdikleri için teşekkür ettim. Gerçekten kutuya koyarken minik bir sarıldım. Bunu yapmak içimden geldi. Ve tepe tepe, çok uzunca bir süre, sağı solu soyulup bozulana kadar keyifle kullandığım ve hakkıyla eskittiğim bir eşyayla vedalaşmak hüzünlü değil de gönül rahatlığıyla gerçekleşti.

Bu deneyim, ileriki alışverişlerimde çok seveceğim, üstümdeyken/yanımdayken hep keyif alacağım şeyler almam gerektiğiyle ilgili önemli bir ders ve kafama kazınan bir anı oldu.

#7.Gün – Kıyafetler – Ayakkabılar

Pek çok kadının aksine, benim çok fazla ayakkabım yok. Zira iki bileğimde de liflerimde yırtık var ve ayaklarım taraklı. Dolayısıyla ayakkabı alırken çok uzun aramam gerekiyor ve önüme geleni aldığım olmuyor. 

O nedenle bu işlem beni çok yormadı. Sadece eskimiş, yırtılmış ayakkabılarım vardı neden tuttuğumu bilmediğim, onları ayırdım.

Bu aşamada kıyafet kategorisine takılar ve tokaların da girdiğini belirtmeliyim. Fakat ben bu 2 kategoriyi 4.bölüm olan Komonoya sakladım. 

Günler süren bu uraşıyı yukarıdaki fotoğraflarla birlikte her gün instagramda yayınladım. Türkiye dışından hesabımı takip edenlerin ve sevgili Marie Kondo’nun takdir dolu mesajları yanında, espriyi açıklamak zorunda kaldığımız güzide memleketimizde “çok eşyam var diye hava mı atıyorsun?”, “nereden çıktı bu toplama işi? ne oluyor?”, “aa ama bu kadar da çok t-shirtü mü olur insanın cık cık” “konmari nedir?” “marie kondo kim?” gibi yorumlar aldım.

Öncelikle Sosyal Medya 101: Hastag veya taglere tıklayarak veya o kelimeleri googleda aratarak fikir sahibi olabilirsiniz!

Ayrıca eşyamla hava atmıyorum tabi ki çünkü etrafımdaki herkesin en az benim kadar eşyası olduğuna çok eminim. Hatta bana bu mesajları atan herkese gidip kendi kıyafetlerini saymasını tavsiye ettim. Sayanların hepsinin benden fazla çıktı ve diğerleri ise saymasına bile gerek olmadığını çünkü çok olduğunu bildiğini söyledi.

Amacım tabi ki sayı yarıştırmak değil! Hepimiz çalışıp para kazanıyoruz ve mutlu olacağımız şekilde giyinmeyi hakediyoruz. Tabi ki alışveriş yapacağız. Fakat sorun, üzerinde etiketi olan, dolap arkalarında veya hurçlarda kalmış onlarca eşyamızın olmasında. Bu eşyalara bir dolu para verip, kullanmayıp, koyacak yer bulamıyor oluşumuz dikkat çekmeye çalıştığım noktaydı.

Bu 7 günlük kıyafet düzenleme maratonunda tuttuğum hesaplar (istatistik candır!) beni şu sonuca getirdi:

  • Kıyafetlerimin %17sini (az giyilmiş ve iyi durumda olanları) ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere belediyeye teslim ettim. 
  • Kıyafetlerimin %5ini (etiketi üstünde olanları ve az giyilmiş abiyeleri) ise satmak üzere ayırdım. Satıştan elde edilen geliri LÖSEV’e bağışlayarak tüm bu sürecin anlamlı bir işe de vesile olmasına çalışacağım.  
  • Kalan %78 ile yine de dolabım ağzına kadar dolu.
  • Bu nedenle 2020’ye kadar kıyafet, çanta, aksesuar… alışverişi yapmamaya karar verdim. Bu süreç içinde dolaplarımda bir boşalma olmazsa süreyi uzatacağım.

Tüm paylaştığım bu sürecin tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamıza neden olması umudu ile, 

Bundan sonra evin kalan kısımlarında kitaplar, kağıtlar ve diğer tüm eşyalardaki ayıklama ve düzenlemelerimi de paylaşacağımı haber vermek isterim.

Meraklıları blogumdan ve instagram hesabımdan takip edebilirler,

Sevgilerimle, 

Son Yazılara Göz Atın ⇓

Yeni İçerikleri ve Atölyeden Haberleri Kaçırmayın!

(Ayda en fazla 2 e-posta göndereceğiz, fazlasını biz de sevmiyoruz 🙂 )