I tidied up my clothes with the KonMari Method / KonMari Metodu ile kıyafetlerimi düzenledim

Bel ağrılarıyla uyandığım günden herkese merhabalar =)

Bu yazıyı kıyafet düzenlemesini bitirdiğim 7.günden yazıyorum. Ben de bitmiş durumdayım…

Instagram’dan beni takip edenlerin haberdar olduğu üzere 1 haftadır Marie Kondo’nun KonMari Metodu ile evimi toplamaya başladım. 

Çok uzunca bir zamandan beri hygge, lagom, lykke, ikigai… vb. yaşam kültürleri ve buna uygun dekorasyon türleri ile ilgili okumalar ve araştırmalar yapıyorum.

Ruhunda bir istifçi ve maksimalist barındıran fakat içinde bir yerlerde de bu müsriflikten ve tüketim çılğınlığından bıkmışlığı olan biri olarak, bütün bu yaşam tarzlarının içinden kendime çok güzel kısımlar çımbızladım ve yavaş yavaş uyguluyorum.

Fakat esas büyük değişim için gerçekten sahip olduklarımdan kullanmadıklarıma artık veda etme vakti gelmişti. O nedenle Marie Kondo’nun “The Life-Changing Magic of Tidying Up” ve “Sparkle Joy” kitaplarında bahsettiği KonMari Metodunu sırasıyla uygulamaya başladım. 

Hi everyone from the day I woke up with back pain =)

I am writing this from the 7th day I finished tidying my clothes. I’m finished too…

As Instagram followers know, I started to organize my house with Marie Kondo’s KonMari Method for 1 week.

For a long time, I have been reading and researching living cultures such as hygge, lagom, lykke, ikigai..etc. and the appropriate decoration types.

As someone with a hoarder and maximalist in his soul, but tired of this extravagance and the madness of consumption somewhere inside, I’ve tweaked very nice parts of myself through all these lifestyles and I’m slowly applying them.

But for the real big change, it was time to say goodbye to what I really didn’t use. So I started to apply the KonMari Method, which Marie Kondo mentioned in her books: “The Life-Changing Magic of Tidying Up” and “Sparkle Joy”.

KonMari Metodunun Temel Noktaları

  • Eşyaları odalara göre değil kategorilere göre topla ve kitapta belirtilen kategori sıralamasını takip et
  • Aynı kategoriden eşyalarını bir öbek haline getir ve tutacaklarını seç
  • Ayıklama işlemi bitmeden yerleştirme
  • Ev için ayırdığın kıyafetlerin sana mutluluk verdiğine emin ol
  • Her seferde 1 kategoriyi düzenle
  • Düzenleme işini ailenle değil yalnız olarak yap
  • Aynı tür eşyaları aynı yerde sakla

Keypoints of the KonMari Method

  • Collect your items by category not by location and follow the category order in the book
  • Make a pile and select the ones that you will keep
  • Do not place your items before the choosing process ends
  • Make sure that the clothes for the house makes you happy
  • Organize one category at a time
  • Do the tidying alone
  • Keep the same kind of stuff in the same place

Kıyafet Düzenlememdeki Sayılar

(üstler, altlar, elbiseler, pijamalar, iç çamaşırlar, çoraplar, atkılar/şallar, çantalar, ayakkabılar)

The Numbers of This Tidying Part – Clothes

(tops, bottoms, dresses, pyjamas, underwear, scarfs, socks, bags, shoes)

Kaç Parça Kıyafetim Vardı? / How Many Pieces of Clothes I Used to Have?

Kaç Parça Kıyafetim Kaldı? / How Many Pieces of Clothes I Have Remaining?

Kaç Parça Kıyafetimi Verdim? / How Many Pieces of Clothes I Have Given?

#1.Gün – Kıyafetler – Üstler

İşten gelir gelmez tüm üst kıyafetlerimi dolaptan, kapının arkasından, hurçlardan bulup çıkarıp yatağın üstüne bir öbek haline getirdim. Bu arada Marie Kondo düzenleme işine zaman ayrılması gerektiğini, ciddiye alınmasını ve parçalı parçalı değil bir seferde girişilmesi gerektiğine inanıyor ama uyamadığım bir konu oldu zira işler de beni bekliyor =)

Kıyafetlerin hepsini tek tek elime alıp banan mutluluk verip vermediğini düşündüm ve mutlu edenleri tutup, artık mutlu etmeyenlere teşekkür edip istifledim. 83 parça için bu işlem 2 saat sürdü.

9 kazak + 10 bluz + 20 t-shirt + 10 ev t-shirtünden oluşan 49 parçayı tutup dolaptaki rafta üst üste koymak yerine şifonyerdeki çekmeye dikine katlayarak koydum. Bu işlem de yaklaşık 1 saat sürdü. (3.gün 2 t-shirt daha buldum evin içinde sayı 51 oldu!)

16sı satılacak ve 18i verilecek 34 parçayı ise ayrıca poşetledim. Verilecekleri hemen yarın belediyenin kumbarasına koyacağım. Satılacakları ise daha sonra fotoğraflayıp internet sitesine yükleyeceğim.

Tatlı bir bel ağrım var ama ilk gün iyi gitti bence. Hemen altlara geçmek için can atıyorum. 

#Day1 – Clothes – Tops

As soon as I came from work, I started collecting all my top clothes from the closet, behind the door, from the storage bags… and made a pile on the bed. By the way Marie Kondo suggests to do the tidying at one time from morning to night. But i have to go to the work, so… =)

I took them all one by one and thought if they gave me happiness or not and I kept those that gave happiness and thanked those who did not. It took 2 hours for 83 pieces.

Instead of stocking 49 pieces of 9 sweaters + 10 blouses + 20 t-shirts + 10 home t-shirts on top of each other on the shelf in the closet, I folded them vertically in the dresser. This process took about 1 hour.

34 pieces were gone. Yayy!

I have a sweet back pain, but I think it went well the first day. I can’t wait to get to the bottoms right now.

 

#2.Gün – Kıyafetler – Altlar ve #3.gün – Kıyafetler – Pijamalar

2.gün büyük bir hevesle işten gelir gelmez tüm alt kıyafetlerimi yatağın üstüne bir öbek haline getirdim. Fakat üstlerde olduğu gibi işler tıkır tıkır ilerlemedi. Marie Kondo kitabında bu konuyu; yüzümüze ve kalbimize yakın olan kıyafetlerde duygularımızın çok daha anlaşılır olmasına bağlıyor. Ben de buna ilaveten üst kıyafetlerin görünümümüzün ana belirleyicisi olup, altların tamamlayıcı olmasına bağladım.

Kolay olmadı fakat 45ini tutup, 16sını verileceklere ayırmayı başardım.

3.gün ise yine işten gelince piyamalarımı düzenledim. Oldukça kolay oldu çünkü sağlamları tuttum, eskileri ayırdım. 13 set kaldı 2 seti ayırdım.

Sonra tüm altları, pijamaları ve ev kıyafetlerimi dikine katlayıp yine çekmecelere koydum. Önceden dolapta üst üste durduklarından birini alırken diğerlerini bozuyordum ve alttakileri düzgün göremediğimden kullanmıyordum. Çekmecede ise her şeyi gördüğümden çok daha rahat tüm kıyafetlerime ulaşıp kullanabiliyorum.

#Day2 – Clothes – Bottoms and #Day3 – Pyjamas

On the 2nd day, as soon as I came from work with enthusiasm, I turned all my bottom clothes into a pile on the bed. But things didn’t work like yesterday.  Marie Kondo explains this situation in her book. She says that the top clothes are closer to our faces and hearts. And this makes it easy to choose if we like them or not.

It wasn’t easy, but I was able to keep the 45 and give 16.

On the third day, when I came from work, I organized my pyjamas. It was quite easy because I kept the useable ones which are 13 of 15.

Then I folded all my bottoms, pyjamas and home clothes upright and put them in the drawers again. I used to put them on top of each other in my closet  and couldn’t use most of them because I couldn’t see them properly. In the drawer, I can reach and use all my clothes more comfortable than before.

#4.Gün – Kıyafetler – Elbiseler ve #5.gün – Kıyafetler – Askıdakiler

Yine iş çıkışı… Artık yavaştan yorulmaya başladım ama devam etmeliyim….

Askıdaki elbise ve eteklerimi düzenledim. Ayıklamak kolay oldu, nedenini bilmiyorum ama kolay seçtim. 22si kaldı 5ini ayırdım.

Sonraki gün misafirim vardı ama misafirim gider gitmez hoop işleme devam. Geri kalan tüm askıları yatağa öbek haline getirdim. Gömlekler, ceketler, paltolar… Kocaman bir dağ oldu ve gece gece gözüm çok korktu ama başlayınca gerçekten devamı geliyor. 48ini tutup 12sini vermeye karar verebildim.

#Day4 – Clothes – Dresses and #Day5 – Hanging Items

After work again … I’m getting tired now, but I have to continue ….

I arranged my dresses and skirts. It was easy to extract. I don’t know why but I chose them easily. I kept 22 and gave 5.

I had a guest the next day, but as soon as my guest left, I continued to KonMari. I put all the rest hanging items into my bed. Shirts, jackets, coats… It was a huge mountain, and at night I was very scared, but when I started, it worked. I decided to keep 48 and give 12.

#6.Gün – Kıyafetler – Çoraplar, Şallar, İç Çamaşırları ve Çantalar

Cumartesi sabahın köründe gözümü açtım ve ayıklama-toplama işlemine çoraplarla başladım. En sinirimin bozulduğu anlardan biri 150ye yakın çorabımın olduğunu farkettiğimde oldu. Bir süre sersemledim ama yine de yılmadım. Hepsini tek tek elime aldım, eskimiş mi küçük mü yırtık mı tek tek baktım ayıkladım ve sonra düzenledim.

Neredeyse yarım günüm çoraplarla heba olduktan sonra uzun süredir KonMari metodu ile istiflediğim şallarıma ve iç çamaşırlarıma geçtim. İşim oldukça kolaydı sadece eskiyen veya artık modası geçtiğinden kullanmadıklarımı eledim. 

Sonrasında ise çantalarıma baktım, o işlem de hızlı oldu. Yıpranmış ve eskimişleri hemen ayıkladım.

Bu aşamada bir detaydan bahsetmeliyim. Marie Kondo Japon felsefesinden geldiğinden evimize ve eşyalarımıza teşekkür etmemiz gerektiğini kitaplarında defalarca belirtiyor. Açıkçası bunu pek yapmamıştım. Fakat canları çıkana kadar büyük bir mutlulukla kullandığım Amsterdam Van Gogh müzesinden alınmış, üzerinde çok sevdiğim Van Gogh detayları taşıyan 2 çantamla vedalaşırken, onlara benimle geçirdikleri vakitte eşyalarımı güvende tuttukları ve desenleriyle bana hep mutluluk verdikleri için teşekkür ettim. Gerçekten kutuya koyarken minik bir sarıldım. Bunu yapmak içimden geldi. Ve tepe tepe, çok uzunca bir süre, sağı solu soyulup bozulana kadar keyifle kullandığım ve hakkıyla eskittiğim bir eşyayla vedalaşmak hüzünlü değil de gönül rahatlığıyla gerçekleşti.

Bu deneyim, ileriki alışverişlerimde çok seveceğim, üstümdeyken/yanımdayken hep keyif alacağım şeyler almam gerektiğiyle ilgili önemli bir ders ve kafama kazınan bir anı oldu.

#7.Gün – Kıyafetler – Ayakkabılar

Pek çok kadının aksine, benim çok fazla ayakkabım yok. Zira iki bileğimde de liflerimde yırtık var ve ayaklarım taraklı. Dolayısıyla ayakkabı alırken çok uzun aramam gerekiyor ve önüme geleni aldığım olmuyor. 

O nedenle bu işlem beni çok yormadı. Sadece eskimiş, yırtılmış ayakkabılarım vardı neden tuttuğumu bilmediğim, onları ayırdım.

Bu aşamada kıyafet kategorisine takılar ve tokaların da girdiğini belirtmeliyim. Fakat ben bu 2 kategoriyi 4.bölüm olan Komonoya sakladım. 

#Day6- Clothes – Socks, Scarves, Underwear, Bags

I opened my eyes early on Saturday morning and started the sorting-collection process with my socks. One of the most annoying moments was when I realized I had 150 socks! I was stunned for a while but I didn’t give up. I picked them up one by one, looked at them one by one and then sorted them out.

After wasting almost half a day with socks, I switched to my scarves and underwear, which I was organizing with KonMari method for a long time. My job was pretty easy, I just eliminated what I didn’t use because it was old or outdated.

And then I looked at my bags, and that was quick too. I immediately removed the worn ones.

At this stage I have to mention a detail. Marie Kondo has repeatedly stated in her books that we should thank our house and belongings because she comes from Japanese philosophy. Frankly, I didn’t do that much. But when I said goodbye to my two bags with the Van Gogh details, which I bought from the Amsterdam Van Gogh Museum, which I used with great pleasure until this time. I thanked them for keeping my items safe and giving me happiness with their designs. I really gave them a little hug when I put them in the box. It was not a sad but a peacefull moment.

This experience was an important lesson and a memorable memory of what I would love to do in my future purchases, to buy things that I would always enjoy.

# Day7 – Clothing – Shoes

Unlike most women, I don’t have much shoes. Because both my wrists have ruptured fibers and my feet are scalloped. So I have to search for shoes for a long time and I can’t find much.

Therefore, this process did not tired me. I just took off my old shoes, which I don’t know why I’m still keeping.

At this stage, jewelry and buckles are next on the clothing category. But I kept these 2 categories in section 4, Komono.

Günler süren bu uraşıyı yukarıdaki fotoğraflarla birlikte her gün instagramda yayınladım. Türkiye dışından hesabımı takip edenlerin ve sevgili Marie Kondo’nun takdir dolu mesajları yanında, espriyi açıklamak zorunda kaldığımız güzide memleketimizde “çok eşyam var diye hava mı atıyorsun?”, “nereden çıktı bu toplama işi? ne oluyor?”, “aa ama bu kadar da çok t-shirtü mü olur insanın cık cık” “konmari nedir?” “marie kondo kim?” gibi yorumlar aldım.

Öncelikle Sosyal Medya 101: Hastag veya taglere tıklayarak veya o kelimeleri googleda aratarak fikir sahibi olabilirsiniz!

Ayrıca eşyamla hava atmıyorum tabi ki çünkü etrafımdaki herkesin en az benim kadar eşyası olduğuna çok eminim. Hatta bana bu mesajları atan herkese gidip kendi kıyafetlerini saymasını tavsiye ettim. Sayanların hepsinin benden fazla çıktı ve diğerleri ise saymasına bile gerek olmadığını çünkü çok olduğunu bildiğini söyledi.

Amacım tabi ki sayı yarıştırmak değil! Hepimiz çalışıp para kazanıyoruz ve mutlu olacağımız şekilde giyinmeyi hakediyoruz. Tabi ki alışveriş yapacağız. Fakat sorun, üzerinde etiketi olan, dolap arkalarında veya hurçlarda kalmış onlarca eşyamızın olmasında. Bu eşyalara bir dolu para verip, kullanmayıp, koyacak yer bulamıyor oluşumuz dikkat çekmeye çalıştığım noktaydı.

Bu 7 günlük kıyafet düzenleme maratonunda tuttuğum hesaplar (istatistik candır!) beni şu sonuca getirdi:

  • Kıyafetlerimin %17sini (az giyilmiş ve iyi durumda olanları) ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere belediyeye teslim ettim. 
  • Kıyafetlerimin %5ini (etiketi üstünde olanları ve az giyilmiş abiyeleri) ise satmak üzere ayırdım. Satıştan elde edilen geliri LÖSEV’e bağışlayarak tüm bu sürecin anlamlı bir işe de vesile olmasına çalışacağım.  
  • Kalan %78 ile yine de dolabım ağzına kadar dolu.
  • Bu nedenle 2020’ye kadar kıyafet, çanta, aksesuar… alışverişi yapmamaya karar verdim. Bu süreç içinde dolaplarımda bir boşalma olmazsa süreyi uzatacağım.

Tüm paylaştığım bu sürecin tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamıza neden olması umudu ile, 

Bundan sonra evin kalan kısımlarında kitaplar, kağıtlar ve diğer tüm eşyalardaki ayıklama ve düzenlemelerimi de paylaşacağımı haber vermek isterim.

Meraklıları blogumdan ve instagram hesabımdan takip edebilirler,

Sevgilerimle, 

The numbers that I have been keeping for 7 days brought me to this conclusion:

  • I have donated 17% of my clothes (the ones that are worn but in good condition) to the municipality to be delivered to those in need.
  • I am going to sell 5% of my clothes (the ones that have price tags on and the less-worn evening dresses). I will donate the money I earn to a foundation.
  • With 78% remaining, my cupboard is still full.
  • So I decided not to buy clothes, bags, accessories … until 2020. If there is no discharge in my cabinets during this process, I will extend the time.

I hope this whole process I have shared will cause everybody to question our consumption habits.

After that, I will continue to share my KonMari process with books, papers and all other items in the rest of the house.

Best,

DIY Renew Your Coffee Table / Sehpa Yenileme Projesi

Sevgili arkadaşım Sevtap’ın evine ikinci el olarak aldığı bu ahşap sehpanın üzerinde bir yanık bölüm vardı. Beni aradı ve durumu anlattı, boyalarımı alıp öğleden sonra kahvesine gittim.

Önce sehpanın üzerini iyice zımparaladık. Maalesef makine olmadığından kağıt zımpara ile elde yaptık. Bu işin bir hayli kol yorucu olduğunu belirtmeliyim ama iyi sonuç için üzerindeki cilayı mümkün olduğunca sökmelisiniz.

Sehpanın ana rengini de değiştirsek ve krem yapsak mı diye düşündük fakat o kadar güzel bir ahşap dokusu ve sıcaklığı vardı ki, buna dokunmadan sadece üzerine bir şerit desen çalışması yapıp hem yanığı yok edip, hem de sehpanın tarzını biraz güncellemeye çalıştık.

Sehpayı modernleştirecek bir desen çalıştım fakat krem fonda eskitmeler yaparak ahşap geçişini yumuşattım.

Ahşap üzeri akrilik boyama, mat sprey vernik

My dear friend Sevtap called me and told that she bought a second hand  wooden coffee table which had a burnt part on it. So i took my paints and visited her for an afternoon coffee.

First we started to do sanding. Unfortunately we didn’t have a sanding machine so we did it by hand. I must say that was quite tiring but we had to remove the existing polish as possible for the best result.

Then we tried to paint over the burnt part and updated the coffee table to a new style. 


Acrylic painting over wood, spray matte varnish

Koltuk Şalı // Knee Blanket

Anneciğimin bana yaptığı koltuk şalı… Valla baya haftalar sürdü yapması. Önce o gri kutucuları yaptı tığ ile sonra da kutucukların içini benim istediğim renklerle sıra sıra içinden geçerek doldurdu. Bir ara örtünmesem de duvara mı assak diye düşündüm, o derece çok uğraştı =)

Ellerine sağlık annem… (Bu arada koltuktaki gri yastığı da kendisi yapmış idi zamanında… )

My very talented mother did this knee blanket for me… It really took weeks to complete. First she crochet that grey boxes then filled them with the colorfull ropes that i chose. When she finished, I thought to hang it on the wall framed, It’s a kind of art =)

Thank you so much mommy. (By the way, she also did this gray pillow for me years ago.) 

Mükemmel Hediye Nasıl Verilir? // How to Give the Perfect Gift

Hem mükemmel hediyeyi bulmak, hemde onu mükemmel şekilde vermek çok zordur. Hediye vereceklere yardımcı olması için bu rehberi buldum. İşte hediye vermenin 10 önemli kuralı:

  1. Sadece para vermeyin. Sadece para verilerek temelde verilen mesaj: “Senin için çok da düşünemedim. Benim için değerin bu kadar.” dır. 
  2. Hediyenin parasal değeri önemsizdir. 
  3. Önemli olan hediye değil, düşünmektir. O yüzden hediyenizi çok iyi düşünün. Genellikle, hediye vereceğiniz kişinin istediği, belki bir konuşma arasında geçen veya gözüne kestirdiği bir şeyi hediye edin. 
  4. Eğer olabiliyorsa objeler yerine deneyimleri tercih edin. 1 saatlik masaj ya da konser biletleri gibi hediyeler de oldukça unutulmazdır. Ama unutmayın, bazı objeler, tıpkı kitaplar ve DVDler gibi, iyi seçildikleri sürece aynı şekilde unutulmazdır. 
  5. Eğer hediye vereceğiniz kişinin zamanı kısıtlı ve yoğunsa, çok zamanını almayacak ya da daha iyisi ölü zamanlarını anlamlandıracak hediyeler seçin. 
  6. Hem hediyeyi veren hem de alan için yavaşça hediye paketini açmak büyük bir keyiftir. Bu yüzden mutlaka hediyeniz paketli olsun, mektuba sığacak kadar küçük ve ince olsa bile… 
  7. Her zaman hediyenize düşünceli bir mesaj içeren bir kart veya mektup ekleyin. 
  8. Kendinizin de paylaşabileceği hediyeler verin. 
  9. Zamanlama önemlidir. Hediye vereceğiniz kişinin de sizin de mutlu ve rahatlamış olduğuna ve hediye paketini açıp hediyenin keyfini çıkarmaya yeterli zamanınız olduğuna emin olun. Örneğin güzel bir yemek sonrası, genelde hediye vermek için ideal bir zamandır. 
  10. Hediyenin sürpriz zamanda verilmesi hepsinden iyidir. Değilse bile hediyenize sürpriz katmak için iki kere paketleyebilir, daha da iyisi ilki bir çeşit yem olan iki hediye verebilirsiniz. 

Voltaire’in sözleriyle;

“Tanrı bize hayatı hediye etti, iyi bir yaşamı kendimize hediye etmek ise bize düşüyor.”

It’s both hard to find the perfect gift and give it in a perfect way. I have found this wonderful guide to help gift givers. Here are the 10 most important rules of gift giving:

  1. Don’t just give money. Giving money basically sends out the message, “I couldn’t be bothered to think too much about you, so there you go, that’s what you’re worth to me.”
  2. The monetary value of the gift is unimportant.
  3. It’s not the gift, but the thought that counts, so think about your gift carefully. In general, give something that you know the person wants, maybe something that has come up in conversation or something that you have seen the person eyeing or browsing.
  4. On the whole, prefer experiences to objects. Experiences such as a one-hour sportsmassage or concert tickets are generally more memorable than objects. But don’t forget that some objects, such as books and DVDs, can also be experiences—so long as they are well chosen.
  5. If the person is pressed for time, give something that doesn’t take up much time or, better still, that fills up dead time.
  6. There is great pleasure to be had, both for the recipient and the donor, in the ceremony of slowly unwrapping a gift. Therefore, always wrap the gift, even if it is very small or thin and fits in an envelope.
  7. Always include a thoughtful message with the gift, either on a card or in a letter.
  8. Give something that you yourself can share in.
  9. Timing is key. Make sure that you are both happy and relaxed, and that there is plenty of time to slowly unwrap and revel in the gift. For example, after a nice meal is generally a very good time.
  10. If the gift can come as a surprise, then all the better. If not, you can still make it a bit of a surprise by double wrapping it or, better still, giving two gifts, the first being a sort of decoy.

In the words of Voltaire;

“God gave us the gift of life; it is up to us to give ourselves the gift of living well.”

Writer / Yazan : Neel Burton, M.D. ( Oxford İngiltere’de yaşayan ve öğretmenlik yapan psikiyatrist, filozof, yazar ve şarapsever / is a psychiatrist, philosopher, writer, and wine lover who lives and teaches in Oxford, England ) Source / Kaynak : www.psychologytoday.com

Merhaba! // Hello!

Merhaba! 

Atölyemin terasından, fotoğraftaki bu güzel çiçeğin yanından yazıyorum.

Aslında uzun zamandır atölyem ve ürümleri ilgili şeyleri facebook ve instagram hesaplarımdan paylaşıyordum ama artık yaptıklarımı daha uzun anlatmak istediğimi farkettim.. 

Bu blogda, kendin yap/diy projelerimi, hediyeler konusunda önemli tiyoları ve ürünlerimin hikayesini bulacaksınız.

Şimdiden teşekkürler,

Sevgilerle,

Hello!

I’m writing this post from my lovely atelier’s terrace. And yes! Those are from my terrace garden. Aren’t they lovely?

Actually i’m sharing my story from my facebook page and instagram but at some point they seemed limited and i wanted to write longish versions of what i do, where and how. So you will read my diy projects with descriptions and photos, important tips about gifts and the story of my products.

Thank you for reading!

With love,